Sağlık Danışmanlığı

Saglik Danismanligi
Sağlıkla veya sağlıklı yaşam ile ilgili sorunlar, sıkıntılar yaşayan kişilere ve/ya kişi yakınlarına yapılan bir danışmanlık programıdır. Sağlık Danışanlığı, kişilerin hastalık veya sağlıkla ilgili sorunları yerine yaşamlarına pozitif odaklanmalarını, hastalıklarıyla en iyi şekilde yüzleşip üstesinden gelmelerini, hayatlarındaki amaç ve hedeflerine en etkin şekilde yönelmelerini ve endişe, korku gibi iç engelleri aşmalarını hedef alır. Sağlık Danışmanı, sağlık sorunları olan kişilerin aile ve yakınlarına destek vermek ve sağlıkla ilgili sorun/sıkıntı yaşayan kişiyi en iyi şekilde motive etmelerini sağlamak için çalışır.
Sağlık Danışmanlığı kişinin ‘Zihin ve Beden’ arasındaki dengeyi kurup fiziksel- duygusal ve düşünsel çatışmalarını en aza indirmesini amaçlar, pozitif bakış açısını sürekli olarak korumaları için destek verir.Sağlık Danışmanlığından Kimler yaralanabilir?Sağlık Danışmanlığı Ne Kazandırır?
1. Endişe, korku, stres gibi iç engellerin aşılmasına yardımcı olur.
2. Yaşam kalitesini ve tatminini arttırır.
3. Negatif düşünceler ile baş etmeye yardımcı olur.
4. Kişilerin hayatlarında motivasyon ve performasyon artışı sağlar.
5. Hastalık psikolojisinden uzaklaştırıp huzurlu hayat ile kucaklaştırır.
6. Düzenli, pozitif bir yaşam dengesi kurdurur.
7. Kişilerin değerler ve inançları ile bütünleştirir.
1. Önemli- ağır bir hastalık yaşayanlar.
2. Sağlıkları ile ilgili negatif düşüncelere kapılanlar.
3. Duygusal açıdan kriz yaşayanlar
4. Sağlık sorunları yaşamalarına rağmen, hayatlarının akışını sürdürmek isteyenler.
5. Dengeli beslenme, spor ve yaşam alışkanlıkları kazanmak isteyenler.
6. Hasta- sağlık sorunu yaşayan kişilerin yakınları
7. Zihin ve beden dengesini en iyi şekilde kurmak isteyenler.
Türkiyenin Kanser haritasi
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi ile Ankara İl Sağlık Müdürlüğü Kanser Kayıt, İstatistik ve Eğitim Birimi’nin ortaklaşa gerçekleştirdiği kanser araştırması Türkiye’deki kanser vakalarına ilişkin çarpıcı gerçekleri su yüzüne çıkardı.
Araştırmaya göre 1999 yılında sekiz bin 879 olan kanserli sayısı 2003 yılında üç bin 893 artarak 12 bin 772′ye yükseldi. Erkeklerde en çok akciğer, mide, mesane, prostat ve kolon, kadınlarda ise meme, over, mide, kolon ve akciğer kanseri görülüyor.
Ankara İl sağlık Müdürlüğü’nün yayın organı, "Sağlığın Başkenti" dergisinde yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, 1999 yılında sekiz bin 879, 2000 yılında sekiz bin 613, 2001 yılında dokuz bin 054, 2002 yılında 10 bin 971 ve 2003 yılında 12 bin 772 kanserli hasta tespit edildi. 2003 yılında ‘bildirimi yapılan’ kanser vakalarının yaş ve cinsiyete göre istatistikleri şöyle:
"0-4 yaş: Erkek 102, Kadın: 85,Toplam: 187
5-9 yaş: Erkek 103, Kadın: 64, Toplam: 167
10-14 yaş: Erkek 83, Kadın: 70, Toplam: 153
15-19 yaş: Erkek 112, Kadın: 82, Toplam: 194
20-24 yaş: Erkek 181, Kadın: 114, Toplam: 295
25-29 yaş: Erkek 175, Kadın: 150, Toplam: 325
30-34 yaş: Erkek 203, Kadın: 267, Toplam: 470
35-39 yaş: Erkek 233, Kadın: 390, Toplam: 623
40-44 yaş: Erkek 443, Kadın: 531, Toplam: 974
45-49 yaş: Erkek 585, Kadın: 635, Toplam: 1220
50-54 yaş: Erkek 935, Kadın: 772, Toplam: 1707
55-59 yaş: Erkek 803, Kadın: 592, Toplam: 1395
60-64 yaş: Erkek 841, Kadın: 623, Toplam: 1464
65 ve üstü: Erkek İki bin 112, Kadın: Bin 436, Toplam: 3548
Genel toplam: Erkek Altı bin 911, Kadın: Beş bin 811, Toplam: 12 bin 772″.
Karnosin
Tanım:Cildin güzelliğine faydalan:
Glikasyona uğramış proteinler, hiç uğramayanlardan elli kat daha fazla serbest radikal üretir ve karnosin, bu konuda etkili olduğu bilinen en güçlü amino asittir.Önerilen günlük güzellik dozajı:
En cok Antidoksidan iceren meyve ve sebzelerin ORAC üniteleri
Anti-ageing koruması için her gün 3000-5000 ORAC ünitesi tüketmemiz gerekmektedir. Bu sandığınız kadar büyük bir oran değildir -örneğin yarım fincan yabanmersini 2400 ünite demektir. Her sebze ve meyveyi yemeye özen gösterin.Güzellik servis önerileri:Mikrodalga antioksidanları öldürüyor
Mikrodalgalar sadece yüksek oranda antioksidan kaybına neden olmuyor, aynı zamanda yiyeceklerde doğal olmayan birtakım değişikliklere sebep olduğu için sağlık açısından bazı tehlikeler oluşturabilir. Geleneksel pişirme yöntemlerinde ısı dışarıdan gelir ve yiyeceği dışarıdan içeriye doğru pişirir. Mikrodalga fırında ise, alternatif bir dalga oluşturulur ve bu da yiyecek moleküllerinin saniyede milyarlarca defa dönmesine sebep olur. Tüm bu hareket geçici bir sıcaklık yaratır ve bu da yiyeceği içeriden dışarıya pişirir.
The Lancet’te yayınlanan bir araştırmaya göre mikrodalga fırında ısıtılan sütün protein yapısında, sağlığı ciddi anlamda tehdit edecek değişiklikler olmaktadır. Bazı bilim adamları bu şekilde ortaya çıkan bir proteinin (D-proline) sinir sistemi, böbrek ve karaciğer için zehirden farksız olduğunu savunmaktadır. 1989 yılında İsviçre’de yapılan bir araştırma, mikrodalga fırında eritilen ya da ısıtılan yiyecekleri tüketmenin kanın kimyasında, hemoglobin seviyesinin düşmesi (anemiye dönüşebilir) ve bağışıklık hücrelerinin sayısının artması (stresin, enfeksiyonun ya da iltihabın işareti olarak görülür) gibi istenmeyen değişikliklere sebep olduğunu göstermiştir. Mikrodalga fırının zararlarıyla ilgili bu sonuçlara varılmamış olsa da ben size yine de diğer pişirme yöntemlerini kullanmanızı önerirdim.
Yeni bir tıp umudu - maharishi ayurveda
Mükemmel sağlık için size vermek istediğimiz ilk sır, onu kendinizin seçmesi gerektiğidir. Ne kadar sağlıklı olabileceğinizi düşünüyorsanız o kadar sağlıklı olabilirsiniz. Mükemmel sağlık, iyi sağlığın yüzde 5-10 daha iyileşmesi değildir. Onun gerektirdiği tamamen değişik bakış açısına göre, hastalık ve sağlıksız bir yaşlılık kabul edilemez durumlardır.
İnsan bedeni gibi karmaşık bir yapıda "sıfır hatalı" bir durum olabilir mi? Ulusal Yaşlılık Enstitüsüne göre hiçbir tür beslenme, egzersiz, vitamin, ilaç ya da yaşam şeklindeki değişiklik insan ömrünü uzatmada etkili olamamaktadır. Kalp hastalığı, enfarktüs, kanser, arterioskleroz, artirit, şeker hastalığı, osteoporosis gibi yaşlılarda görülen hastalıkları önlemek daha olası ise de bu henüz gerçekleşmemiştir. Tıp araştırmacılan, kanser ya da diğer tedavisi zor hastalıklar konusundaki büyük gelişmelerden söz ederken, dışarıya karşı iyimser görünürlerse de kendi aralarında oldukça karamsardırlar. Tek umutları, hedefe yavaş ve aşamalı olarak ulaşmak, yani her seferinde çözüme doğru bir küçük adım atmaktır. (Örneğin, kolesterol düzeyini düşürmek, istatistiksel olarak birçok insanda kalp krizini azaltacaktır fakat bu, herhangi bir bireyin kalp krizi geçirmeyeceğini garantilemez.)
Sağlığı iki misli ya da on misli daha iyi yapabilmek için, yaşamın daha derin anlayışına dayalı yeni bir bilgiye gerek vardır. Bu kitap, işte bu bilginin eşsiz kaynağını, önleyici tıp ve sağlık bakımı sistemi olan Maharishi Ayurveda’yı tanıtmaktadır. Hindistan’da 5000 yıl öncesine dayanan Ayurveda, Sanskritçe iki kök sözcükten gelir; "Ayus" ya da yaşam, ve "Veda" ya da bilgi, bilim. Onun için Ayurveda sözcüğün genellikle "yaşam bilimi" olarak çevrilir. Başka bir deyiş de "yaşam süresinin bilgisi" olabilir.
Ayurveda’nın amacı bize, hastalık ya da yaşlılık engeli olmadan hayatımızın nasıl etkileneceği, şekillendirileceği, uzatılacağı ve en sonunda denetleneceği konusunda bilgi vermektedir. Ayurveda’nın temel ilkesi, zihnin beden üzerinde derin etkisi olduğudur. Hastalıktan kurtulmak da, kendi uyanıklığımızla temas kurmak, onu dengelemek ve sonra bu dengeyi bütün bedene yaymakla gerçekleşir. Bu dengeli uyanıklık durumu, herhangi bir bedensel bağışıklıktan çok daha üstün bir sağlık durumu yaratır.
Ayurveda, geleneklerini Piramitlerin yapımından asırlarca önce başlatan ve onu kuşaktan kuşağa aktaran bilge kişilerin bilgeliklerinin toplamını içerir. Onların görüşlerine dayanan modernleştirilmiş sistem - Maharishi Ayurveda -Batı dünyasına ancak 1985′te ulaştı. Bu sisteme ismini veren, Transandantal Meditasyonun kurucusu Maharishi Mahesh Yogi’dir; ve 1980lerin başında Ayurveda’yı yeniden canlandırmaya girişmiştir. Ben de bu yeni tıp bilgisini aktaran ilk doktorlardan biri olmak şansına eriştim ve son beş yılda hem onbinden fazla hastayı bu yöntemle tedavi ettim, hem de sayılan yüze yakın doktoru Ayurveda teorisi ve uygulaması konusunda eğittim. Maharishi Ayurveda’yı benimserken önceki üp eğitimimden vazgeçmedim, ama onu genişlettim. Maharishi Ayurveda ve batı tıbbini kaynaştırmak, eski bilgelik ve modern bilimi bir araya getirdi ve birbirleriyle tamamen bağdaştılar.
Daha üstün bir gerçeğe davet
Her insanın içinde, hastalığın bulunmadığı, acı hissetmeyen, yaşlanmayan ve ölmeyen bir yer vardır. Bu yere gittiğinizde herkesin kabullendiği sınırlılıklar ortadan kalkarlar, bir olasılık gibi bile görülmezler.
Bu yerin ismi mükemmel sağlıktır. Bu yere gidişler çok kısa da olabilir, yıllarca da sürebilir. En kısa ziyaret bile çok derin değişikliklere yol açar. Orada bulunduğunuz sürece, sıradan yaşam için geçerli olan varsayımlar değişir ve yeni bir varoluşun, daha üstün ve daha ideal bir varoluşun olasılığı yeşermeye başlar. Bu kitap, bu yeni varoluşu araştırmak, onu yaşamlarına katmak ve sürekli bir hale getirmek isteyen kimseler için yazılmıştır.
Hastalıkların nedenleri çoğunlukla oldukça karmaşıktır; fakat şunu kesinlikle söyleyebiliriz ki, hasta olmanın gerekliliğini kimse kanıtlayamamıştır. Aslında durum tam tersidir. Her gün milyonlarca virüs, bakteri, alerji yapan madde ve mantarla karşı karşıya geliriz ama bunların sadece çok küçük bir yüzdesi hastalığa neden olur. Birçok doktorun gözlemlemiş olduğu gibi bazı hastaların nefes borusunda, öldürücü meningococcus bakterisi kümeler halinde oldukça zararsız bir yaşam sürer ve bunlar çok ender olarak, merkezi sinir sisteminin ciddi ve bazen ölümcül enfeksiyonu olan menenjit hastalığına neden olurlar. Böyle bir saldırıyı harekete geçiren nedir? Bunu kimse tam olarak bilmiyor, ama burada "barındıranın denetlemesi" adı verilen anlaşılmaz bir etkenin rol oynadığı görülüyor. Buna göre mikropları barındıran biz, bir şekilde kapıyı onlara açıyor ya da kapatıyoruz. Kapının yüzde 99.99 kapalı bulunması da, mükemmel sağlığa sandığımızdan çok daha yakın olduğumuzu gösterir.
A.B.D’de en önde gelen ölüm nedeni, kalp hastalığıdır. Bu hastalığa çoğunlukla, kalbe oksijen taşıyan koroner damarların pıhtılar tarafından tıkanması neden olur. Kolesterol ve diğer birikintiler bu damarları tıkamaya başlayınca, oksijen yetersizliği kalbin çalışmasını tehdit etmeğe başlar. Buna karşılık, kalp hastalığının izlediği yol kişiden kişiye değişir. Bir kimsede tek ve oldukça küçük bir pıhtı angina, ya, yani korener damar hastalığının belirtisi olan göğsü sıkıştıran ağrıya neden olurken diğer bir kimse, damarlarında kalbe oksijen akşını tıkayacak büyüklükte birkaç pıhtı bulunmasına karşın hiçbir şey hissetmeyebilir. Koroner damarları yüzde 85 tıkalı olduğu halde maraton koşularına katılanlar olduğu gibi, damarları tamamen temizken kalp krizinden ölenler de vardır. Bedenin, hastalığı uzaklaştırma yeteneği son derece esnektir.
Bedenin fiziksel bağışıklığına ek olarak hepimiz hastalığa duygusal olarak da karşı koyarız. Bu konuda yaşlı bir hastam şöyle demişti: «Psikoloji konusunda okuduklarımdan biliyorum ki uyumlu olan yetişkin kimselerin, hastalığı, yaşlılığı ve ölümü kabullenmeleri gerekir. Bir yere kadar bunu anlıyorum ama duygusal ve içgüdüsel olarak buna hiç inanmıyorum. Hasta olmak ve vücutça kötüye gitmek bana büyük bir hata gibi geliyor. Hep birinin çıkıp bu hatayı düzeltmesini beklemişimdir."
Şimdi 70 yaşımda olan bu kadının beden ve zihin durumu çok iyidir. Gelecek ile ilgili bir soruma da şu cevabı vermişti: "Bunu delilik sayacaksınız ama, yaşlanmayacağımı ve ölmeyeceğimi düşünüyorum". Bu acaba o kadar mantıksız mı? Kendilerini "hasta olamayacak kadar meşgul" gören kimseler normalin üzerinde sağlıklı olurlarken, hasta olmaktan fazlasıyla çekinenler ona yenik düşerler. Bir başka kimse de mükemmel sağlık fikrinin ona çok çekici geldiğini, çünkü bunun tıp alanındaki büyük sorunları çözecek tek yaratıcı çözüm olduğunu söylemişti. Elektronik konusunda çok başarılı bir yönetici olan bu kimse mükemmel sağlığı, firmaların yapısını değiştiren atlıma düşünüşe benzetmişti.
Atlıma düşünüş, problem çözmenin eşsiz bir şeklidir: bu düşünceye göre bir durumu iyileştirmek için önce, beklentiler herkesin inanabileceğinden çok daha yükseğe çıkartılır, sonra da bu beklentileri gerçekleştirmenin yolları aranır. Yukarıda bahsettiğim kimsenin dediğine göre: "İnsanlar eski bildikleri şekilde düşünür ve hareket ederlerse, fazla çalışmakla sadece yüzde 5-10 ilerleme gösterirler. Halbuki iki misli yada on misli ilerleme için hedef o kadar yüksek olmalı M, insanlar ‘bu kadar çok ilerleme istiyorsanız bu işi tamamen başka bir şekilde yapmalıyız’ demeliler"
Atılımcı düşünüş, ileri bilgisayar firmaları tarafından uygulanmaktadır. Örneğin, şimdiki model 48 ayda gerçekleştirilmişse, yeni modelin 24 ayda gerçekleştirilmesi planlanır. Üretim hataları yüzde 5′e düşürülmüşse, gelecekte "sıfır hatalı" üretim amaçlanır. Mükemmel sağlığın işlemesi de tamamen bu şekilde olur: Mükemmel sağlık da hatasızlığı amaç olarak alır ve bunu gerçekleştirmek için yollar arar. Bilgisayar dünyasında, hatalı bir makineyi onarmak, onu başından hatasız olarak üretmekten 8-10 misli daha masraflı olabilir. Bu nedenle "kaynaktan kaliteli" iş beklentisi, yani ilk seferinde hatasız iş yapmak, sadece" yeteri kadar" iyi iş yapmaktan daha kazançlıdır.
Bu kural üp için de geçerlidir, çünkü orada da hastalığı önlemek, onu tedavi etmekten hem insani hem de parasal açıdan daha ucuzdur. 1988 yılında yapılan bir araştırmaya göre Amerikalılar en çok felaket getiren hastalıklardan korkuyorlar. Bunun nedeni de çekilen ağrılar ve acılar değil, uzun süre hastanede kalmanın yüksek faturası ve gereken ameliyat ve ilaç Hatlarının pahalılığıdır. Bu insanları ölüm bile, ailelerini yoksul bırakmak kadar korkutmuyor. Açıkça görülüyor ki, "kaynaktan kalite" ye önem veren ve onu bireylerde geliştirebilen bir tıbbi yaklaşıma gereksinim vardır.
Oks ve Öss için sınavlarda dikkati artıran serinletici bant
Bireysel klima "STOP FEVER", sınavlarda öğrencileri serinletecek
"Sınavlarda Dikkati Artıran Serinletici Bant
Sınavlar ve sıcakların herkesi bunaltacağı haftaya girmek üzereyiz. ÖSS, OKS ve SBS’nin hava sıcaklığındaki yoğun artışa denk gelmesi öğrencileri hayli zorlayacak. Aşırı sıcakların sınavlarda konsantrasyon ve performansı ciddi derecede etkilediği biliniyor. Sınav stresi ile birleşen sıcaklarda bayılanlar, aşırı terleme sonucu su kaybına uğrayanların yaşadığı rahatsızlıklar, alışıldık görüntüler arasına girdi. Doğal soğutucu bant STOP FEVER, aşırı heyecandan ya da aşırı sıcak havalarda yükselen vücut ısısı ile mücadele etmeye olanak sağlıyor. ’Hidrojel Teknolojisi’’ ile üretilen, içeriğindeki yoğun su ve doğal bileşenler (mentol) ile bölgesel soğuma sağlayan STOP FEVER, rahat bir sınav geçirilmesine yardımcı oluyor. OKS ve ÖSS gibi öğrencilerin kaderini belirleyecek sınavlarda aşırı sıcağa karşı suyun yanı sıra hayati önem taşıyan ve yurtdışında yaygın olarak kullanılan bantlar, alına ya da enseye yapıştırılıyor. Üstelik bu bandı kullanmak için soğutucuya gerek yok. Bantı paketinden çıkartıp istediğiniz bölgeye yapıştırmanız yeterlidir. STOP FEVER’ın etkisi 8 saat sürüyor. Soğutucu bantlar, sınava giren öğrencilerin adeta bireysel kliması olacak ve aşırı sıcaklardan koruyacak, bu sayede de sınav boyunca konsantrasyonlarının en üst düzeyde kalmasına yardımcı olacak. Stop Fever eczaneler ve For You mağazalarında bulunabilir.Fiyatı:
Sık sorulan sorularStop Fever ile sıcaktan nasıl korunurum ?Sınav boyunca kaç adet bant kullanılması gerekli ?Bandı yapıştırırken ya da çıkartırken acı hisseder miyim ?Su içeriği yüksek olduğuna göre banttan su sızar mı ?STOP FEVER bir ilaç mı ?
Yumurtasız kahvaltı sofrası kalmasın
YUM-BİR (Yumurta Üreticileri Merkez Birliği), "Kıran Kazanır" kampanyası ile kamuoyunu yumurtanın faydaları hakkında bilinçlendirmeye devam ediyor. Kampanya boyunca araştırmaları ile Yum-Bir’e proje bilimsel danışmanlığı yapan Hacettepe Üni. Sağlık Bilimleri Fak. Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Prof. Dr. Neslişah Rakıcıoğlu, sabah kahvaltısında yumurta tüketmenin önemini anlattı.
Prof. Dr. Neslişah Rakıcıoğlu sabah kahvaltısında yumurta tüketilmesinin, dikkati artırdığını ve öğlen saatlerine kadar kişinin kendini tok hissetmesini sağladığını belirtti. Özellikle hızlı büyüme ve gelişme dönemindeki çocukların bilişsel performansları, öğrenme düzeyleri ve gelişimleri üzerindeki olumlu etkileri sebebiyle kahvaltılarında yumurtanın eksik olmaması gerektiğini söyledi.
Son yıllarda yapılan birçok çalışmada, kahvaltının okul çağı çocuklarında bilişsel performans ve öğrenme düzeyleri üzerine olan etkilerinin incelendiğini belirten Rakıcıoğlu, çalışmaların sonuçlarına göre, düzenli kahvaltı yapan yetişkinlerde ruhsal durum, hafıza ve mental işlevlerinin, çocuklarda ise okul performanslarının (okula devam etme, öğrenme kapasitesi, eğitilebilirlik durumu) daha iyi olduğuna dikkat çekti. Rakıcıoğlu, öğün atlamayan, sabah kahvaltı yapma alışkanlığı olan bireylerin uzun dönemde beslenme düzeyi ve sağlık durumlarında gelişim gözlemlendiğini söyledi.
Yumurta diyet programlarında da gönül rahatlığıyla tercih edilebilir…
Prof Dr. Neslişah Rakıcıoğlu’nun açıklamalarına göre; kahvaltıda glisemik indeksi düşük ve orta olan besinlerin tercih edilmesi öğlene kadar olan dönemde kişinin kendisini tok hissetmesini sağlıyor. Kahvaltıda karbonhidrat kaynağı olarak yulaflı ürünler, tam tahıl unundan kepekli ekmekler gibi düşük glisemik indeksli besinlerin tüketilmesi kan şekeri düzeyinde uzun dönemde hafif bir artışa neden olur. Sabah kahvaltısına eklenen bir yumurta, yüksek protein içeriği sayesinde insülin yanıtını artırır.
Düşük glisemik indeks içerikli bir kahvaltı sonrasında, öğle yemeğinde enerji alımının daha düşük olduğu görülmüştür. Yine hafif şişman ve şişman yetişkinlerde yumurtanın yer aldığı bir kahvaltının tüketilmesi öğle öğünü ve gün içerisinde daha az enerji alımını sağlamıştır. Ağırlık kaybı programlarında, öğündeki karbonhidratlı besinlerin azaltılması ve yüksek kaliteli protein düzeyinin artırılması ile vücut kompozisyonunda olumlu değişikliklerin sağlanabileceği bildirilmiştir. Bu nedenle sabah kahvaltısında yumurta tüketilmesinin vücut ağırlığını kontrol uygulamalarında yararlı olabilecektir. Kahvaltı içeriğinin geliştirilmesinin şişmanlığa neden olacağı konusunda bir kanıt olmamakla birlikte, sabah kahvaltısını atlayan çocukların daha şişman oldukları saptanmıştır. Kahvaltı yapılması ve ağırlık kontrolü arasındaki ilişkide fiziksel aktivite yapma durumunun da etkili olabileceği düşünülmektedir.
Cilt Kırışıklığını Giderici
*Pelin otu suda demlenerek süzülür.Elde edilen posasına badem yağı karıştırılarak krem kıvamına gelinceye kadar yoğrulur.Hazırlanan bu krem yatmadan önce cilde sürülür.***
Sıkılarak elde edilen hercai menekşe suyuna bal ilâve edilerek şurup kıvamına gelinceye kadar karıştırılır. Hazırlanan şuruptan yemek arası bir fincan içilir.Hercai menekşe suda demlendikten sonra bir tülbentle sıkılır. Elde edilen posaya, krem kıvamına gelinceye kadar zeytinyağı ve badem yağı ilâve edilerek yoğrulur. Hazırlanan kremden cildin kırışık bölgelerine sürülür.Papatya ve gelincik havanda dövülerek ezilir.Elde edilen karışım zeytinyağı ilavesiyle pomat kıvamına gelinceye kadar yoğrulur.Hazırlanan bu pomattan tedavi süresince cilde sürülür.
Hayır. STOP FEVER bir ilaç değildir ve ilaç içermez. Diğer ilaçlarla birlikte kullanılmasında sakınca yoktur.
Paketin içinde kaç ürün var ?
Pakette 2 ürün bulunmaktadır. Fermuarlı içeriği ile soğutucu bir bandı kullandıktan sonra ikinci bandı paketinde kurumadan saklayabilirsiniz.
STOP FEVER, su sızdırmaz, damlatmaz veya kaymaz.
STOP FEVER, jel yüzeyi ile yapıştırılırken de çıkartılırken de canınızı yakmaz. Üstelik kullanacağınız yüzeye tam uyum sağlar. Çıkardıktan sonra herhangi bir iz ya da kalıntı bırakmaz.
STOP FEVER’ın etkisi 8 saat sürmektedir. Sınav boyunca sadece 1 adet bant kullanmanız yeterli.
Bant içeriğindeki yüksek su oranı ve mentollü içeriği ile vücut ısısını düşürmeye yardımcı olur. Böylece sıcaktan etkilenmezsiniz.
Bantlar nasıl kullanılır ?
Kullanımı oldukça pratik. Özel fermuarlı ambalajından çıkardığınız bandın üzerindeki koruyucu film kaldırılıp, alına ya da enseye yapıştırılıyor. 5 YTL
2003 yılında "Journal of the Science of Food and Agriculture"da yayınlanan bir araştırmaya göre mikrodalgaya maruz kalan sebzeler yüksek miktarda antioksidan kaybediyorlar. Mikrodalga fırına sokulan brokoli %74-97 oranında antioksidan kaybediyor. Aksine, buharda pişirildiğinde ise bu antioksidanların %11′e kadarını kaybediyor. Karışık küçük meyvelerin içine kuru erik ekleyin. İçine doğranmış badem ve doğal yoğurt ekleyip güne güzel bir başlangıç yapabilirsiniz. Eğer mevsimindeyse, sabah ya da öğleden sonra çay saatinde yiyeceğiniz bisküvilere olgun erik ekleyin. 500-1500mg. Serbest radikallerin en tehlikelilerini -hidroksil radikal, süperoksit, Singlet oksijen ve peroksil radikal- etkisiz hale getiren ve su da çözülebilen bir antioksidandır. Diğer bir önemli özelliği, cildin elastikliğini kaybetmesiyle sonuçlanan glikasyon ve çapraz bağlanmayı önlemede etkili olmasıdır. Yaşlanmaya karşı etkili olan diğer bir süper starımız olan karnosin ("karnitin" ile karıştırılmamalıdır), iki amino asidin birleşimidir: alanin ve histidin. Karnosin yüz yıldan daha fazla bir süre önce keşfedildi ve Rusya’da uzun yıllar kullanıldı, ancak anti-ageing özellikleri Batı’da yeni keşfedildi.
Gönderen =
|