Kategoriler
  - Yüreğimden Nameler (69)
  - Sizin Şiirleriniz (42)
  - Ünlü Şairlerimiz (65)
  - Halk Ozanları (21)
  - Türkü Hikayeleri (74)
  - Türkü Sözleri (27)
  - Müzik Bilgisi (17)
  - Kıssadan Hisseler (13)
  - Fıkıh Köşesi (14)
  - Köşe Yazıları (20)
  - Edebiyat (21)
  - Güzel Sözler (17)
  - Hikayeler (27)
  - Sanat (17)
  - Tarih (27)
  - Felsefe (50)
  - Sağlık (34)
  - Sözlük (23)
  - Makaleler (7)
  - Video ve Resim (34)
 


En Çok Okunan 10
  -  Akciğerlerin vücuttaki görevleri nedir ? (8565)
  -  Ruh Sağlığı Ne Demektir ? (6046)
  -  Ortaçağ Avrupa Sanatı (5933)
  -  Hey On Beşli (5439)
  -  Bedri Rahmi Eyüpoglu (5266)
  -  Acılar Denizi (4128)
  -  Apandisit Genel Bilgiler (3557)
  -  Sen Yoktun (3505)
  -  Belalım (3395)
  -  Sevgi (3259)
 

En Son Eklenen 10
  -  Kücük Selmanin Prikolojisi. (819)
  -  Istemiyorum. (1129)
  -  Sonbahar (1058)
  -  Günaydin. (1071)
  -  Gülüm... (1062)
  -  ALLAHIM (1046)
  -  Kara Bulutlar (980)
  -  Istasyon (994)
  -  Neden Hep Sen Varsın (1044)
  -  Dertlerin Askiyim (1100)
 

Dost Siteler
  -  Günlük Gazeteler
  -  Kim Kimdir
  -  Canlı TV
  -  Osmanlı Tarihi
  -  Tarihte Bugün Olanlar
  -  Kesintisiz Full Dizi izle
 
Anketler
Sitemizi Nasil Buldunuz ?
Google den

Arkadaştan

Banner Link

Tavsiye Öneri

 
 
     
Sait Faik Abasıyanık

 

 

Sait Faik Abasıyanık 18 Kasım 1906’da Adapazarı’nda doğdu. Çocukluğu Adapazarı’nda geçti. İlköğrenimini Rehber-i Terakki Okulu’nda yaptı. Ortaöğreniminin bir bölümünü İstanbul Erkek Lisesi’nde, bir bölümünü ise Bursa Lisesi’nde tamamladı (1925-1928). Yükseköğrenimine İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü’nde başladı (1928). İki yıl sonra babasının isteği üzerine, iktisat eğitimi için Venedik üzerinden İsviçre’ye gitti. Lozan’da kısa bir süre kalarak, Fransa’nın Grenoble kentine geçti. Sanatı ve kişiliği üzerinde derin izler bırakacak çok sevdiği bu Fransız şehrinde üç yıl yaşadı. Fransa’dan döndükten sonra bir süre Halıcıoğlu Ermeni Yetim Mektebi’nde Türkçe öğretmenliği yaptı. Çocukluğundan beri tüccar olmasını istediği babasının zorlamasıyla ticarete atıldı ve başarılı olamadı. Babasının 1939’daki ölümüyle geçimini yalnızca kalemiyle sağlamanın yollarını aradı. Kısa bir süre Haber gazetesinde muhabirlik yaptı (1942). Yazarlığa lise yıllarında başlayan Sait Faik’in ilk şiiri Mektep dergisinde (1925), ilk yazısı ‘Uçurtmalar’ Milliyet gazetesinde yayımlandı (1929). 1934’ten itibaren kendini neredeyse bütünüyle öyküye veren yazar; denizi, emekçileri, çocukları, yoksulları, işsizleri, balıkçıları yalın ve şiirsel bir dille anlatarak Türk edebiyatına yeni bir öykü anlayışı getirdi. Daha önce Atatürk’ü de onur üyeliğine seçen, ABD’deki Uluslararası Mark Twain Derneği tarafından çağdaş edebiyata yaptığı katkılarından dolayı onur üyeliğine seçildi (1953).
11 Mayıs 1954’te İstanbul’da öldü.

Yapıtları: Öykü: Semaver (1936, Remzi Kitabevi); Sarnıç (1939, Çığır Kitabevi); Şahmerdan (1940, Çığır Kitabevi); Lüzumsuz Adam (1948, Varlık Yayınları); Mahalle Kahvesi (1950, Varlık Yayınları); Havada Bulut (1951, Varlık Yayınları); Kumpanya (1951, Varlık Yayınları); Havuz Başı (1952, Varlık Yayınları); Son Kuşlar (1952, Varlık Yayınları); Alemdağ'da Var Bir Yılan (1954, Varlık Yayınları); Az Şekerli (1954, ö.s. Varlık Yayınları). Roman: Medar-ı Maişet Motoru (2. baskısı Birtakım İnsanlar adıyla) (1944, Yokuş Kitabevi); Kayıp Aranıyor (1953, Varlık Yayınları) Şiir: Şimdi Sevişme Vakti (1953, Yenilik Yayınları) Röportaj-Öykü: Tüneldeki Çocuk (1955, Varlık Yayınları); Mahkeme Kapısı (1956, Varlık Yayınları) Diğer Yapıtları: Balıkçının Ölümü-Yaşasın Edebiyat (1977, Bilgi Yayınevi), Açık Hava Oteli (1980, Bilgi Yayınevi)
Müthiş Bir Tren (1981, Bilgi Yayınevi); Sevgiliye Mektup (1987, Bilgi Yayınevi) Çeviri: Georges Simenon'dan Yaşamak Hırsı (1954, ö.s., İstanbul Yayınları


 

Arkadaş  

Bugünlerde bir akşam, şehrin aynalı gazinosuna ve aynaların içine

Selim-i salis gibi oturacağım.

Önümde rakı... dışarda akşam. akıntı, kayıklar ve gelip geçen...

Meyhanenin kapısından, iki elini gözüne siper edip bakan birisi;

'' Bu herif aşık '' diyecek.

Saçları perişan, dudakları mürekkepli, hali bencileyin serseri bir kızı

Büyük bir sandal

- Akıntının içinden çekip

Rakı kadehimle benim arama bırakacak

 

Diyeceğim:

'' Bu akşam değil bir başka akşam seni alıp bir kocaman şehre göyüreceğim:

''O şehirde toprak çoktan patlamıştır;

''Yıkılmıştır bildiklerim;

''Kocaman cepheleriyle borsalar, saraylar, kimbilir belki de mahkemeler, zindanlar...

''Masaldır artık

''Onların kahramanlığı, onların merhameti, onların fazileti...

Ezanalar, mevlütler, harbler, taburlarla kahramanlar...

Kafam alkolsüz, ellerim kelepçesiz,

Seni bir akşamüstü, Sotiraki' nin gazinosundan

Rakı kadehimle benim aramdan alıp

Altın akşamların sarı çocukların tırmandığı

Kuşların öttüğü ve yemişlarin yendiği

Hudutsuz ve çitsiz,

Perisiz ve cinsiz,

Kümessiz ce evsiz

Hasılı numarasız

Bir memlekete götüreceğim.

 

İstasyondan iner inmez

Seni metrolar başka beni başka tarafa götürsün. Zararı yok1

Yalnız yine böyle kumral akşam üstleri

Yapayalnız kaldığım kasım akşamları

Buruşuk manton, dağınık saçların;mürekkepli ağzın ve hemşire çahrenle

- Ayaklarını bir sandalyeye dayayıp-

Bana iki satır birşey söyleyeceksin:

''Bugün ne yaptın, çalıştın mı? ''

İstersen sonra kalkar, gezmeye gidersin

Bensiz...

Sen bilirsin.

 

Ceylan-ı Bahri  

Neremden geliyor bu sevinç?

Sana baktıkça çocuğum:

Maviliklerin, badem ağaçlarının, metrük havuzların kurbağa seslerinin

Güzelliğinim

İskele çımacısının altın yüreğini...

Gelecek bir sabah vakti, güneşten;

- Derin elemlere rüzgar-

Bastonunda kış armutları asılı

Küpeştesinde ekmek ayvaları,

Kirli yelkenine fırtınalar sarılı

Kavunlarında sulh ve sükun

Halatlarında mesut sahillerle

Bir ceylan-ı bahri

 

Kırmızı Yeşil   ´

Kıyısına tuz ıleten ruzgarı

Balıkların yurudugunu duyuyorum

Dinlerim yosunların konustugunu

Midyelerin agladıgını

Askın bır kanadı var kırmızıdır

Delinir

Kan akar

Bir kanadı var

Zehir yesili

 

Marikula Doğur  

İstemem eski rüyalardaki kadın resimlerini:

Tombul ve beyaz.

Bana bir taze dişin, yazın kumsalda kızarmış

Tüylü altın bacağın yeter

Ve tren yollarında tüten öğlelerin...

Kışın şarap içtiğimiz kahvelerdeki

Boyalı kadınlar rüyası... bitsin.

 

Ne su başlarında tavus tüyleri gibi çeşitli böceklerin hasreti

Ne çayır içinde gülüşen çocukların yırtık mintanları

Sen: Taze dişlerinde hıyar kokusu...

Ağzında olgun domateslerin çekirdeği,

Karpuz ve erik.

 

Doldursun bütün bu sahili Marikula

Çıplak dizlerinde ağları ördüğün zaman

Birdenbire sancılanarak yapacağın çocuklar.

Vapurlara seslenecekler Marikula:

- Hey, kaptan dur!

Her dokuz ay on günde ikizlerini

Sandallar boş bekliyor.

Balık yalnız tutulmuyor Marikula;

 

Bacakları çevik çocuklarım sendedir!

Doğur Marikula doğur!

 

O ve Ben  

Sana koşuyorum bir vapurun içinde

Ölmemek, delirmemek için.

Yaşamak; bütün adetlerden uzak

Yaşamak....

 

Hayır değil, değil sıcak

Dudakların hatırası;

Değil saçlarının kokusu

Hiçbiri değil.

 

Dünyada büyük fırtınaların koptuğu böyle günlerde

Ben onsuz edemem.

Eli elimin içinde olmalı,

Gözlerine bakmalıyım,

Sesini işitmeliyim.

Beraber yemek yemeliyiz

Ara sıra gülmeliyiz.

Yapamam onsuz edemem.

 

Bana su, bana ekmek, bana zehir;

Bana tad, bana uyku

Gibi gelen çirkin kızım.

Sensiz edemem.

 




Gönderen = Hazal Koc

Arkadaşima Gönder >>           Sizden önce 376 kişi okudu.  
     



     
Yukarıdaki yazıya cevap yazmak için asagidaki formu kullanin
     


     
Cevap Formu
Adınız :
Email :
Cevabınız :
     


 
 

   

Sitemizde 20 kategoride 619 yazı 328481 defa okunmuştur.  

Copyright © 2008 Acılardeniz şiir sitesi                                                                                                                                               Tasarım: Ali Kılınç