Kategoriler
  - Yüreğimden Nameler (69)
  - Sizin Şiirleriniz (42)
  - Ünlü Şairlerimiz (65)
  - Halk Ozanları (21)
  - Türkü Hikayeleri (74)
  - Türkü Sözleri (27)
  - Müzik Bilgisi (17)
  - Kıssadan Hisseler (13)
  - Fıkıh Köşesi (14)
  - Köşe Yazıları (20)
  - Edebiyat (21)
  - Güzel Sözler (17)
  - Hikayeler (27)
  - Sanat (17)
  - Tarih (27)
  - Felsefe (50)
  - Sağlık (34)
  - Sözlük (23)
  - Makaleler (7)
  - Video ve Resim (34)
 


En Çok Okunan 10
  -  Akciğerlerin vücuttaki görevleri nedir ? (8565)
  -  Ruh Sağlığı Ne Demektir ? (6046)
  -  Ortaçağ Avrupa Sanatı (5933)
  -  Hey On Beşli (5439)
  -  Bedri Rahmi Eyüpoglu (5266)
  -  Acılar Denizi (4128)
  -  Apandisit Genel Bilgiler (3557)
  -  Sen Yoktun (3505)
  -  Belalım (3395)
  -  Sevgi (3259)
 

En Son Eklenen 10
  -  Kücük Selmanin Prikolojisi. (819)
  -  Istemiyorum. (1129)
  -  Sonbahar (1058)
  -  Günaydin. (1071)
  -  Gülüm... (1062)
  -  ALLAHIM (1046)
  -  Kara Bulutlar (980)
  -  Istasyon (994)
  -  Neden Hep Sen Varsın (1044)
  -  Dertlerin Askiyim (1100)
 

Dost Siteler
  -  Günlük Gazeteler
  -  Kim Kimdir
  -  Canlı TV
  -  Osmanlı Tarihi
  -  Tarihte Bugün Olanlar
  -  Kesintisiz Full Dizi izle
 
Anketler
Sitemizi Nasil Buldunuz ?
Google den

Arkadaştan

Banner Link

Tavsiye Öneri

 
 
     
Salih Mirzabeyoğlu

 

 

Aslen Bitlis’li… 10 Mayıs’ta Erzincan’da doğdu. Eskişehir’da Fatih İlkolulu (1962), Mehmetçik Ortaokulu (1965) nu bitirdi (1968). 15 yaşında, Eskişehir’de lise öğrencisi iken Necip Fazıl’la tanıştı. Bu yaşlarda davasına gönül verdi ve eserleri (Yazı ve şiirleri ) yayınlanmaya başladı. Babıali’de Sabah (1965)… Atatürk Lisesi 1968 de biter.


Akıncı Güç

AKINCI GÜC hareketini kurdu. Daha sonra yayıncılık ve yazarlıkla uğraştı. Gölge (1975-78), Akıncı Güç (1979), Büyük Doğu-Rapor ( 1979-80), geniş gençlik kitlelerinin onu tanımaya başladığı yayınlardır. 1979-1980 yıllarında, Necip Fazıl’ın Rapor isimli dergilerinde ideolojik-politik perspektiflerini yazdı. Selefi’nin ‘halef’i olacağının işaretlerini verdi.


Necip Fazıl Sonrası

Mayıs 1983 de Kısakürek ‘Azrail’e Hoşgeldin’ dediğinde Salih 33 yaşlarındadır. ‘33 yıl işleyen saatler’ kesişir onunla… Necip Fazıl’ın vefatından sonra, 1984 yılında İBDA’yı kurdu. 1999 yılına kadar kırktan fazla eser vererek İbda Külliyatı’nı oluşturdu…


O’nun Cinnet Müstail’i: /5 Aralık 1999:

‘3500 civarinda asker karsisinda eli kolu bagli bir esir huviyetiyle 67 kisiyle kazanilan ve tarihte esine belki birkac kez rastlanan yahut hic rastlanmayan meshur 5 Aralik 1999 zaferi!.. ki 25 Ocak 2000′de ikinci ve sahsimizin da (H.S) yaralandigi saldiridan once askerlere silahini cekerek bir tehdid konusmasi yapan subay soyle demistir: “150 yillik jandarma, tarihi boyunca 5 Aralik’taki gibi bir hezimet yasamadi, onlari iceriden ya olu ya diri mutlaka cikaracaksiniz, yoksa sizi ben gebertecegim!”…

SM Kartal’da yatarken ugratildigi suikastin niteligi artik “tamamen” tesbit ve teshir edilmistir… Mutefekkir, Kartal F Tipi’nde bir NSA-Genelkurmay ortak operasyonu olarak bu suikaste ugratildiginda bulundugumuz hucrede biz sadece sunu dusunduk: Acaba kendisine bunu nicin yaptilar?.. Ve buldugumuz cevab kesindi: Islamin Dünya hakimiyetini saglayacak “potansiyel”i besbelli; bu “yilan”in basini daha kucukken ve henuz bircogu bu niteligini farkedememisken “hemen” ezmek!.. Cildirtmak, intihar ettirtmek ve etrafa donup: “Siz de bunu kurtarici saniyordunuz, bakin yalnizca bir usutuk, bir meczub bu!”… Ve onun intihari, aslinda bir “intihar” degil bir “intihar eylemi”dir ki zamani gelince “tarih” bunu olanca berrakligiyla yazacaktir!.. Ve bu tum bu hususlar bizim icin o kadar asikardir ki, icracilarinin ham hayallerinin tersine (bugun 2003) Irak’ta da olduğu gibi!) bu akilalmaz suikasttten sonra “tek” bir fikir baglimiz bile davasindan vazgecmemistir!.. Davalarinin azametini ugradiklari saldirinin azametiyle “tahkik” etmis olarak daha bir bilenmis, benzersiz bir gayret ve sadakatle birbirlerine kenetlenmislerdir!..

Bir döneme damgasını vuran “İbda-C”lerden tamamen ayrı bulunmasına ve illegal hiçbir eylemde rolü olmadığı ifade edilen, fikir-sanat-aksiyon mihrakı “İbda”yı temsil eden Mirzabeyoğlu, engizisyon mahkemelerini geçen bir barbarlıkla idamla yargılanmıştır. Bir grup arkadaşiyla birlikte Bolu F Tipi Cezaevi’nde ömür boyu hapse mahkum.


Misyonu:

Salih kendisini, Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu kanatları ile uçan bir su kuşuna benzetir. 42 eserden oluşan İbda Külliyatı, entellektüel bir çabanın ürünü.. O klasik “ulema” şablonunun dışında olduğu kadar, Batı’nın kavramlarına teslimiyetçi “modern müslüman aydın” tipolojisine de aykırıdır. Taraftarları onu böyle anarlar. Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu kanatları arasında kendi kavramlarını üretebilmiş orjinal bir mütefekkir ve ideolog. En önemli bir özelliği de, sadece yazan değil, yazdıklarını hayata geçirme mücadelesi veren bir aydın.


 

Başbaşa  

    

 

Billûrdan nur kâsesi

 

Gelenler var sükûtta

 

Âhengin kendi sesi

 

Huzur başka buutta

 

 

Avcıya emir geldi

 

İpekten de yumuşak

 

Bir el şahin pençesi

 

Yufkaca kavrayarak

 

 

Erdi yolun sonunda

 

Şahine av benmişim

 

Benim onun kanında

 

Artık günü gelmişim

 

Çehre  

    

 

Sığınacak bir kovuk

 

Peşinde boğuk boğuk

 

De ki rüzgâr de ki sen

 

Yeryüzü derbederi

 

 

İçim ürkek bir hayvan

 

Dâim yeniye hayran

 

De ki şâir de ki sen

 

Doymak bilmez serseri

 

 

Çile ehli bir kambur

 

Tilki ininde cumhur

 

De ki bahtın de ki sen

 

Azîz fikrin keseri

 

 

Ara yerde bir vakit

 

Taksim olunmaz nakit

 

De ki âşık de ki sen

 

Işıkta mahfuz serî

 

 

Deste _Beste  

    

 

Ellerim donmuş yosun tutmuş alev

 

İçerim dalga duman ses gezinir

 

Nasıl çözülür buzlar öyle sessiz

 

Mezârından ölü kalkar gerinir

 

 

 

Acılar koskocaman deste cinim

 

 

 

Bu uzun yol gece yüzyıl bana sor

 

Kimi özler kimi özlerde yürür

 

Yemyeşil orman ki hikmet avcının

 

Kimi gerçek kimi düşlerde yürür

 

 

Aklımda koskocaman beste cinim

 

 

Direnç  

    

 

Niçin derdim nasılda

 

Devâm aynı fasılda

 

Cevap bekler dilenci

 

Gözü yalnız asılda

 

 

 

Sadakalar bir yanda

 

Bana sabır payanda

 

Tükenmeden hep yan da

 

Öğrensinler derenci

 

El  

    

 

Sanırsın beyaz perde

 

Bir el gezinir serde

 

Kıyı köşe kemerde

 

Kan terliyor gölgesi

 

Zaman onun bölgesi

 

 

Hani bir el düşer de

 

Asıl görünür fer'de

 

İnsan mesafelerde

 

Fikir azîz cüssesi

 

Zaman olun bölgesi

 

 

Fer'de serde her yerde

 

Arar müptelâ derde

 

Yeni denemelerde

 

Büyük sayha ukdesi

 

Zaman onun bölgesi

 

Gül  

    

 

Mustarib bir şahsiyet

 

Hey'etinde gülden iz

 

Gülün çizdiği hey'et

 

Benden duyun gül deniz

 

·

Sonsuzluk dolu ânda

 

Mürid ölmeden ölmüş

 

İsbatı kokusunda

 

Katmerli güle dönmüş

 

·

Gül şen'de dil gül şen iz

 

Gül değil de gül beniz

 

Zâhir oldu sonunda

 

Gülşendeki güldeniz 

 

 

Heceler  

    

 

Başucumda heceler

 

Kafiyesi geceler

 

Uyku tutmaz ummanda

 

 

Kesik kesik heceler

 

Yâre açık peçeler

 

Şiir dili kuranda

 

 

Serden geçti heceler

 

Sır fısıldar yüceler

 

Her mevsimde turfanda

 

 

Nice nice heceler

 

İçiçe bilmeceler

 

İzdivacı bul ânda

 

 

Heceler hep heceler

 

Bitişik pencereler

 

Kabir taşı ormanda

 

 

İmân  

    

 

Varlık hareket hürriyet hamle

 

-'Bir olur mu bilmeyen bilenle?'

 

Dipsiz fezâyı gizleyen atom

 

Aşınmaz esrâr giden gelenle

 

 

Kendime baktım zıddıma sordum

 

Her şeyin aslında tek bir iştah

 

Malûm ki en büyük meçhul malûm

 

Malûm ki en büyük malûm Allah

 

 

İmdad  

    

 

Korkudan benzi uçuk

 

Tabuta konmuş çocuk

 

Haber gelmezse sizden

 

 

Bir bölgede tutuldum

 

Anafora yutuldum

 

İmdad ermezse sizden

 

 

Ne sebeb ne bahane

 

Elinizde şâhane

 

Lütûf kereminizden

 

 

Kabarcık  

    

 

Kâf dağında su vârî

 

Zamanı saran bağcık

 

Sulardaki süvarî

 

Hâli sadâ kabarcık

 

 

Barî çıtlat kılavuz

 

Hayâl atında yavuz

 

Seni söndürmez havuz

 

Hangi yürek dağarcık

 

 

Kalbim  

    

 

Tenim toprakta tırnak içinde atan kalbim

 

-'Bize ölümü soran söyle taşırken cânı

 

Ruh nedir zaman nedir hayatta neyi bildin?'

 

Mezâr bacası taşlar diriye dil ormanı

 

 

Mâzi yaşarken ölüm hâlde giyilmiş kefen

 

Hareketsiz tabutta süzülür hisse gelen

 

Önüm sır ardım sır akıl bağ oyuncak fen

 

Bilirsin bilinmezi bekle kalbim o ânı

 

 

Kanat  

    

 

Ölü noktada durdum

 

Tam dünya mümkün hayat

 

Zoru çağıran soru

 

Beni arar şu saat

 

 

Düşündürür düşünen

 

Yola savrulur külüm

 

Yorar adamı karar

 

Dünya sürgün be gülüm

 

 

İşte karardı sular

 

Ölü noktada karar

 

Karar kıldım kararda

 

Anlatsam neye yarar

 

 

Bir dala tutunsam -'çat! '

 

Elde tükenir takat

 

Nasıl olur da şaşmam

 

Yalnız uçuran kanat

 

 

Yalnız uçuran kanat

 

 

Kayan Yıldız Sırrı  

    

 

Göklerde kanat açmış gûya gönlümce hür kuş

Ben değil mi yine ben kedere hedef durmuş

 

Gizleniyor bildiğim saklambaç oyununda

Benim gölge âlemde kendisine kaybolmuş

 

Bu mahmurluk sırtımda kaplumbağa kabuğu

Rahatı rahatsızlık şu dünyanın seyrinde

Ah geçmiş ne gelecek şimdiyse uçan buğu

Gönderen = Hazal Koc

Arkadaşima Gönder >>           Sizden önce 1022 kişi okudu.  
     



     
Yukarıdaki yazıya cevap yazmak için asagidaki formu kullanin
     


     
Cevap Formu
Adınız :
Email :
Cevabınız :
     


 
 

   

Sitemizde 20 kategoride 619 yazı 328483 defa okunmuştur.  

Copyright © 2008 Acılardeniz şiir sitesi                                                                                                                                               Tasarım: Ali Kılınç