Müzik Eğitimi Ve Sorunları 2
„Mustafa Onay`ın Ocak 2002`de yayımlanan makalesinden“
Bir önceki yazımızda müzik eğtimine genel bir bakış getirmiş müzik eğtiminin tıpkı dil ve edebiyat gibi özgün bir eğitim programıyla, ulusal olandan evrensel olana uzanan bir çizgide düşünülmesi gerektiğine değinmiş ve Avrupa`daki bu alanda yaşanan sorunlardan kısaca bahsetmiştik.
Daha önce de belirttiğimiz gibi sorun gerek ekonomik, gerek sosyal, gerekse kültürel birçok olgu ile ilintilidir ve diğer sorunlardan ayrı düşünülemez.
Herbiri ayrı birer yazı konusu olabilecek bu sorunları daha iyi kavrayabilmek için ise, herşeyden önce müzik öğretiminin ne olduğunu ve hangi temel öğelerden oluştuğunu doğruca tespit etmek gerekir.
En temel tanımıyla müzik öğretimi „bireye kendi yaşantıları yoluyla amaçlı olarak müzikal davranışlar kazandırma“ ya da „bireyin müzikal davranışlarını değiştirme süreci“ olarak tanımlanabilir.
Müzik öğretimi yoluyla birey ile çevresi, özelikle müzikal çevresi arasındaki etkileşimin daha sağlıklı, bilinçli, etkili ve daha verimli olması beklenir. „Genel“, „amatör“ ve „mesleki“ olarak üç ana bölüme ayırabiliriz müzik eğtimini.
Genel müzik eğitimi, genel müzik bilgi, beceri ve yaklaşımlarını kazandırmayı; amatör müzik öğretimi, kişinin ilgi duyduğu alanda daha ileri düzeyde yoğunlaşmış bir öğretimi kapsar.
Mesleki müzik öğretimi ise, müzik alanını veya bu alanın belirli bir dalını meslek olarak seçen kişilere yönelik olarak gerçekleştirilen müzik öğretimidir.
Müzik öğretimi, bu alanlardan hangisinde olursa olsun yapısı gereği ilkeli, düzenli ve planlı olmak durumundadır.
Ve türü, düzeyi, süresi, içeriği ne olursa olsun bir müzik öğretimi şu temel öğelerden oluşur: (1)Öğrenci, (2)Müzik öğretimcisi, (3)Müzik öğretim plan ve programı, (4)Müziksel öğretme ve öğrenme ortamı, (5)Fiziki ve mimari çevre, (6)Sosyal ve kültürel çevre. Bu temel ilkelerden yola çıkarak bir müzik öğretiminde nelerin yeterli veya eksik olduğu belirlenebilir.
Her ne kadar birçok alanda olduğu gibi eğitimde de başarı göreceli olsa da (yani değişik koşular içinde başarının tanımı değişse de) bu öğelerin nitelik ve niceliği başarıyı önemli oranda belirler.
Diğer koşullar biryana, bir müzik eğitimini oluşturan en temel iki etmen öğrenci ve öğreticidir. Nasıl ki beceri ve yetenek düzeyi yetersiz bir öğrencinin en iyi şartlarda bile ulaşacağı başarı sınırlıysa, yetersiz bir öğretmenin öğrencilerine verebileceği de (diğer etmenler ne derece iyi olursa olsun) sınırlı olacaktır.
Özellikle Avrupa`da ulusal müziğimiz ve çalgılarımızın öğretimi konusunda devlet eliyle yapılmış hiçbir girişim olmadığı, müzik eğitiminin genellikle, müzik öğretmenlerinin kişisel tercih ve yöntemleri doğrultusunda gerçekleştiği düşünülürse öğreticinin önemi ve etkisi daha bir belirginleşir.
Çoğu kez eğitimin niteliği, kapsamı tamamen öğreticinin tercihine, yetkinliğine bağlıdır. Ve bu durumda müzik öğretiminin niteliği konusunda öğretici neredeyse temel belirleyici konumuna dönüşür.
Öyleyse bir eğitimin temel belirleyici ve yol göstericisi durumunda olan bir müzik öğreticisinden beklenen nitelikler ne olmalıdır? Özetleyecek olursak her şeyden önce bir öğretmen olarak insanları seven onlarla uğraşmaktan zevk duyan ve öğreticiliğini yaptığı alanın dahil olduğu bilime hakim olan ve bu konuyu gerçekten seven ve gelişimini günü gününe izleyen kişidir iyi bir müzik öğretmeni.
O, öğretim programının kendisine gerektirdiğinden çok daha fazlasını bilir.
Gerçek bir eğitimci gerek psikoloji gerekse eğitimbiliminde temel birikimi olmadan bir öğretmenin özelikle gençlerle çalışmasının olanaksızlığını bilen ve yerine göre eğitimin gerektirdiği şartların sağlanması yolunda birinci derecede sorumlu olduğunun bilincinde olandır. Ayrıca konusunun müzik sanatı olduğunun bilincinde olan bir öğretmen hem mesleğinin gerçek ustası, hem bir sanatçı ve yerine göre sınıftaki şairdir.
Ayrıca gerçek bir müzik öğretmeni kendi alanıyla derin bir örgüde olan tarih, kültür, felsefe gibi öğreticiliğin gerektirdiği temel alanlarda da kendini yetiştirme çabasında olan kişidir. Gerçek bir eğitimci, yaşamı ve derslerini bilgelikle öremeyen bir öğretmenin, geleceğin bireyleri ve sanatçılarını hazırlamda başarısız ve etkisiz kalacağının ayrımındadır.
O, ünlü Alman müzikçi Hans Eisler`in dediği gibi „yalnızca müzikten anlayanın müziği bilemeyceğini“ bilir. Neyazık ki bir çok gencimiz ilgi ve açlık çekse de ulusal müziğimizin ve çalgılarımızın Avrupa`daki eğitimi çoğu kez ciddi bir niteliksizlik içindedir ve bunun sorumluluğu bir ölçüde de kuşkusuz, müzikal ve sanatsal anlamda halkın bir adım önünde olan,, olması gereken ve yol göstericisi konumuna soyunmuş müzik öğretmenlerinindir.
Bir müzik öğretmeni, karşısında oturan minik bir ögrencinin gelecekteki bir deha olabilme olasılığını ve bu sürece kendi etkisinin önemini, sorumluluğunu yüreğinde ve omuzlarında hisseder, hissetmelidir.
Zira durmadan kin, öfke ve nefret üreten dünyamızda müziğe, sanata ve sanatçıya duyulan ihtiyaç herzamankinden fazladır.
Gönderen =
Mustafa Onay
|